En pahalı şehirlerde ucuza gezmek mümkün mü?
Paris, Londra, New York, Tokyo… Bu şehirlerin adını duyduğumuz anda çoğumuzun aklına aynı düşünce gelir. Otel fiyatları yüksektir, restoranlar bütçeyi zorlar, müzeler bile ciddi masraf çıkarır. Bu yüzden birçok insan bu şehirleri sadece hayal etmekle yetinir. "Bir gün param olursa giderim" diye düşünür ve konuyu kapatır. Oysa bu düşünce çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Çünkü bir şehrin pahalı olması, orada mutlaka çok para harcamak zorunda olduğun anlamına gelmez.
Asıl mesele, seyahate nasıl baktığındır. Eğer gezmeyi lüks otellerde kalmak, pahalı restoranlarda yemek yemek ve her yere taksiyle gitmek olarak görüyorsan, elbette bu şehirler sana pahalı gelecektir. Ama gezmenin amacı bir yeri tanımak, sokaklarını görmek, insanlarını gözlemlemek ve günlük hayatın içine karışmaksa işler değişir. Aynı şehirde biri çok para harcarken, diğeri çok daha az bütçeyle gezebilir. Aradaki fark şehirden değil, yapılan tercihlerden kaynaklanır.
Birçok insan seyahati tüketmek gibi görür. Daha pahalı olanın daha iyi olduğunu düşünür. Oysa gerçek deneyim çoğu zaman pahalı mekanlarda değil, sıradan yerlerde yaşanır. Küçük bir parkta oturmak, yerel bir pazardan bir şeyler almak, metroya binip şehrin farklı semtlerini görmek daha ucuzdur. Daha gerçek bir seyahat duygusu verir. Bu yüzden "en pahalı şehir" kavramı aslında biraz da abartılmış bir algıdır.
Ucuz gezmenin temeli ve doğru zihniyet
Ucuza gezmenin ilk adımı banka hesabında değil, insanın düşünce biçiminde başlar. Çünkü birçok kişi seyahati lüksle eşleştirir. Pahalı otellerde kalmayı, şık restoranlarda yemek yemeyi gezmenin bir parçası sanır. Oysa seyahatin amacı para harcamak değil, yeni bir yeri tanımaktır. Eğer hedef pahalı mekanlar olursa bütçe çok hızlı tükenir. Ama amaç şehri anlamak, sokaklarını görmek ve yerel yaşamı gözlemlemek olursa masraflar kendiliğinden azalır.
Bir şehri tanımak için beş yıldızlı otelde kalmak gerekmez. Gerçek şehir, insanların yaşadığı mahallelerde bulunur. Yerel halkın kullandığı ulaşımı kullanmak, onların yemek yediği yerleri tercih etmek hem daha ucuzdur hem de daha doğaldır. Turistik mekanlar genellikle pahalıdır çünkü ziyaretçilere yöneliktir. Yerel mekanlar ise hem ekonomik hem de daha samimidir. Bu şekilde gezmek bütçeyi korur ve seyahati daha anlamlı hale getirir.
Bir yere gitmeden önce "bu şehir pahalıdır" diye düşünmek, insanın ucuz seçenekleri görmesini engeller. Zihin bu düşünceyle kilitlenir ve sadece pahalı olanları fark eder. Oysa her şehirde her bütçeye uygun imkanlar vardır. Marketten alınan basit bir yemek, turistik bir restorana göre çok daha ekonomiktir. Yürüyerek gezmek, taksi kullanmaktan çok daha ucuzdur. Bu bakış açısı değiştiğinde şehir de farklı görünmeye başlar. Sorun çoğu zaman şehirde değil, insanın beklentisindedir.
Harcamaları düşüren akıllı stratejiler
En pahalı şehirlerde ucuza gezmenin en önemli yolu harcamaları kontrol etmektir. Bunun için üç temel alan vardır. Ulaşım, konaklama ve yemek. Bu üç alan doğru yönetildiğinde bütçe büyük ölçüde korunur. Küçük tercihler büyük fark yaratır. Seyahatin toplam maliyetini ciddi şekilde düşürür.
Ulaşımda en pahalı seçenek genellikle taksidir. Buna karşılık toplu taşıma hem daha ucuz, hem de daha pratiktir. Günlük veya haftalık ulaşım kartları, tek- tek bilet almaktan çok daha ekonomiktir. Ayrıca birçok şehir yürüyerek gezmeye uygundur. Kısa mesafeleri yürümek hem ücretsizdir, hem de şehri daha yakından tanımayı sağlar. Böylece para harcanmaz ve zaman daha verimli kullanılır.
Konaklama konusunda otel tek seçenek değildir. Hosteller, paylaşımlı evler ve şehir merkezine biraz uzak semtler önemli ölçüde tasarruf sağlar. Metro hattına yakın ama turistik olmayan bir bölgede kalmak, hem daha ucuz hem de daha sakin bir ortam sunar. Konaklama gezinin amacı değil, sadece dinlenme ihtiyacını karşılayan bir araçtır. Bu yüzden en pahalı odayı seçmek yerine en mantıklı ve yeterli olanı tercih etmek gerekir.
Yeme içme de bütçeyi en çok zorlayan alanlardan biridir. Turistik restoranlar genellikle pahalıdır. Çünkü ziyaretçilere yöneliktir. Menüde birçok dil olması çoğu zaman yüksek fiyat anlamına gelir. Yerel halkın gittiği küçük lokantalar ise hem daha ucuz hem de daha doyurucudur. Sokak yemekleri, pazar yerleri ve marketten alınan basit yiyecekler bütçeyi korur. Aç kalmadan da ucuza yemek mümkündür. Asıl önemli olan nerede yemek yediğini bilmektir.
Zamanlama ve ücretsiz fırsatlar
Seyahatte fiyatları belirleyen en önemli faktörlerden biri zamandır. Aynı şehir yılın farklı dönemlerinde çok farklı maliyetlere sahip olabilir. Yaz aylarında yoğun talep olduğu için uçak biletleri, konaklama ve birçok hizmet daha pahalıdır. Buna karşılık sezon dışında yapılan yolculuklarda hem kalabalık azalır hem de fiyatlar düşer. Hafta içi yapılan seyahatler de genellikle daha ekonomiktir. Bu dönemlerde şehir daha sakin olur. Kısaca, gezmek daha rahat hale gelir.
Zamanlamayı doğru seçmek bütçeyi doğrudan etkiler. Turist yoğunluğu azaldığında hem ulaşım hem konaklama daha uygun fiyatlı olur. Aynı yerleri daha rahat gezmek ve uzun kuyruklara girmeden görmek mümkün hale gelir. Böylece hem para tasarrufu yapılır hem de seyahat daha keyifli olur.
Birçok şehirde müzelerin belirli günlerde ücretsiz giriş imkanı vardır. Parklar, meydanlar ve tarihi sokaklar ise her zaman ücretsizdir. Bu alanlar şehri tanımak için en uygun yerlerdir. Ayrıca telefon uygulamaları sayesinde ücretsiz yürüyüş rotaları, indirimli biletler ve çeşitli kampanyalar bulunabilir. Bu uygulamalar sayesinde nerede neyin ücretsiz ya da indirimli olduğu kolayca öğrenilir. Telefonu doğru şekilde kullanmak, seyahat sırasında ciddi tasarruf sağlar. Gereksiz harcamaların önüne geçer.
initalist.com

Amazonun Önemli Yatırım Başarısızlıkları
Başarı için Kendinize Gerçeği Söylemeyi Öğrenin
Kendi İşinizi Kurmak İçin Bilmeniz Gerekenler
Hayatınızı Değiştirecek 10 Faydalı Alışkanlık
Adım Adım E-Ticaret İşine Başlama Rehberi
Satış Planı - İşletmeler İçin Vazgeçilmez Bir Strateji
Microsoft Neden Skypeı Kapatıyor?
Gayrimenkul sahibi olmanın farklı yolları