Hayatında en az bir kez görülmesi gereken gizli cennetler nerede?
Dünya üzerinde herkesin bildiği turistik şehirler var. Paris, Roma, Dubai, Londra… Bu şehirler kartpostallarda, filmlerde ve sosyal medyada sürekli karşımıza çıkar. Işıklarıyla, kalabalıklarıyla ve hareketli yaşamlarıyla dikkat çekerler. Ancak dünyanın güzelliği sadece bu ünlü merkezlerle sınırlı değildir. Bir de haritalarda küçük görünen, turizm afişlerinde pek yer almayan, adına nadiren rastlanan ama gidenin hafızasına kazınan özel yerler vardır. İşte onlara gizli cennet denir.
Gizli cennetler sadece güzel manzaralar sunan coğrafi noktalar değildir. Onlar aynı zamanda insanın ruhuna dokunan, iç dünyasını sakinleştiren ve hayatın karmaşasından uzaklaştıran sığınaklardır. Büyük şehirlerde yaşayan insanlar için hayat çoğu zaman hızla akar. Sabah işe yetişme telaşı, trafik, sorumluluklar, ekranlar ve bitmeyen gürültü arasında insan kendine ait bir sessizlik alanı bulmakta zorlanır. Gizli cennetler tam da bu noktada bir kaçış kapısı gibi ortaya çıkar. İnsan burada sadece dinlenmez. Düşünür, sorgular ve kendini yeniden tanımlar.
Bu tür yerlerin cazibesi biraz da bilinmezlikten gelir. Herkesin gittiği yerler artık sürpriz olmaktan çıkmıştır. Oysa gizli cennetler keşfedilmemiş olmanın verdiği bir heyecan taşır. Oraya giden kişi kendini bir kâşif gibi hisseder. Kalabalık plajlar yerine sessiz koylar, yüksek binalar yerine dağlar ve ormanlar vardır. Zaman daha yavaş akar, gün daha uzun hissedilir. İnsan burada saatlere değil, güneşin batışına ve rüzgârın yönüne göre yaşar.
Dünyadaki en etkileyici gizli cennetler nerede bulunur?
Gizli cennetler genellikle ulaşımı zor, tanıtımı az yapılmış ve doğal yapısını büyük ölçüde korumuş bölgelerde bulunur. Avrupa’da Yunanistan’ın bazı adaları, İzlanda’nın bilinmeyen kıyıları ve Faroe Adaları bu tanıma çok iyi uyar. Bu yerlerde büyük oteller yerine küçük evler, kalabalık plajlar yerine sessiz koylar vardır. İnsan burada kendini bir kartpostalın içine girmiş gibi hisseder.
Asya kıtası ise gizli cennet konusunda adeta bir hazine sandığıdır. Endonezya’daki Raja Ampat adaları, Filipinler’in küçük adacıkları ve Çin’deki Zhangjiajie dağları bunun en güzel örnekleridir. Bu bölgelerde doğa hâlâ insanın önünde eğilmez, insan doğaya uyum sağlar. Dağlar sislerin arasından yükselir, deniz cam gibi berraktır. Geceleri yıldızlar şehirde görülmeyen bir parlaklıkta parlar.
Afrika’da ise Socotra Adası gibi dünyanın başka hiçbir yerinde benzeri olmayan doğa parçaları vardır. Ağaçları bile sanki başka bir gezegenden gelmiş gibidir. Amerika kıtasında Antelope Canyon ya da Peru’daki Huacachina vahası, gizli cennet kavramının en çarpıcı örneklerindendir. Çölün ortasında bir göl ya da kanyon duvarlarından süzülen ışık, insana dünyanın ne kadar şaşırtıcı olduğunu hatırlatır.
Bu yerlerin ortak özelliği şudur. İnsan kalabalığın içinde değil, doğanın kalbinde olur. Zaman yavaşlar, düşünceler sadeleşir.
İnsan neden gizli cennetleri görmek ister?
İnsan sadece gezmek için değil, hissetmek için de yola çıkar. Gizli cennetler bu ihtiyaca cevap verir. Çünkü modern hayat insanı sürekli bir koşu bandında tutar. İş, trafik, sorumluluklar ve ekranlar arasında sıkışan insan, bir noktada nefes almak ister. Gizli cennetler bu nefes alma alanıdır.
Bu tür yerlerde insan kendini yeniden keşfeder. Sabah kuş sesleriyle uyanmak, gün boyu denizi izlemek ya da bir dağın tepesinde sessizce oturmak, zihni temizler. Tıpkı bilgisayarı yeniden başlatmak gibi, insanın ruhu da resetlenir. Büyük şehirlerde sürekli başkalarıyla kıyaslanan hayat, bu yerlerde sadeleşir. Kimsenin ne giydiği, ne kazandığı, kaç takipçisi olduğu önemli değildir. Önemli olan gökyüzünün rengi ve rüzgârın sesi olur.
Gizli cennetlerin bir diğer etkisi de bakış açısını değiştirmesidir. İnsan şunu fark eder. Dünya sadece beton binalardan ibaret değildir. Hayat sadece işten eve gitmekten oluşmaz. Doğa, insana kendi küçüklüğünü ama aynı zamanda evrenin bir parçası olduğunu hatırlatır. Bu farkındalık, insanın hayata karşı daha sakin ve daha şükreden bir ruh haline girmesini sağlar.
Gizli cennetlere giderken nelere dikkat edilmelidir?
Bu yerler güzeldir ama kırılgandır. Gizli cennetleri özel yapan şey, insan elinin onlara çok fazla değmemiş olmasıdır. Bu yüzden bu bölgelere giden herkesin sorumluluğu büyüktür. Doğayı kirletmek, çöp bırakmak ya da gürültü yapmak, bu cennetleri yavaş yavaş yok eder. Oraya giden herkesin misafir olduğunu bilmesi gerekir.
Bir diğer önemli nokta doğru zamanlamadır. Her gizli cennetin en güzel olduğu bir mevsim vardır. Bazı yerler yazın, bazıları ilkbaharda, bazıları ise sonbaharda gerçek yüzünü gösterir. Yanlış zamanda gidilen bir yer, beklenen etkiyi yaratmayabilir. Bu yüzden araştırmak, hazırlıklı gitmek ve doğaya saygılı olmak çok önemlidir.
Ayrıca bu yerlere giderken beklentiyi doğru ayarlamak gerekir. Lüks oteller, büyük alışveriş merkezleri ve gece hayatı arayan biri için gizli cennetler sıkıcı gelebilir. Çünkü bu yerlerin zenginliği doğadadır, sessizliktedir ve sadeliktedir. Oraya giden kişi bunu kabul ederek gitmelidir.
initalist.com

Amazonun Önemli Yatırım Başarısızlıkları
Başarı için Kendinize Gerçeği Söylemeyi Öğrenin
Kendi İşinizi Kurmak İçin Bilmeniz Gerekenler
Hayatınızı Değiştirecek 10 Faydalı Alışkanlık
Adım Adım E-Ticaret İşine Başlama Rehberi
Satış Planı - İşletmeler İçin Vazgeçilmez Bir Strateji
Microsoft Neden Skypeı Kapatıyor?
Gayrimenkul sahibi olmanın farklı yolları